𐰚𐰼𐰀𐰚𐰇

käräkü

Meaning:
the lattice-work wooden frame, which supports the felt covering of a yurt
Details:
Derived from the Turkic verb ker- “to stretch, to spread out,” originally referring to the stretched or expandable lattice framework of a yurt.
Words with the same root:

In modern languages

Select a region to see the cognate.
Language Cognate
Turkmen gerege*
Turkish (Azerbaijan) -
Turkish (Türkiye) -
Salar -
Gagauz -
Crimean -
Uyghur -
Uzbek keraga
Kazakh kerege*
Nogai kerege
Siberian Tatar -
Kyrgyz kerege
Altai kerege
Alan -
Kumyk -
Tatar kereke*
Bashkir kirəgə*
Tıva -
Khakas -
Sakha (Yakut, Dolgan) -
Khalaj -
Chuvash -

* Meaning shifted

Examples

Translations

German:
der Holzrahmen aus Latten, der die Filzbedeckung einer Jurte trägt
Russian:
деревянный каркас из решетки, на котором держится войлочное покрытие юрты
Turkish (Azerbaijan):
yurdu gərən hissə, yurd örtüyünü dəstəkləyən taxta çərçivə, çadır
Turkish (Türkiye):
yurtu geren esnek kafes, yurtun örtüsünü destekleyen ahşap iskelet
  • Тенишев (2002) Сравнительно-историческая грамматика тюркских языков p. 503
    ---
  • Doerfer (1963) Türkische und mongolische Elemente im Neupersischen : unter besonderer Berücksichtigung älterer neupersischer Geschichtsquellen, vor allem der Mongolen- und Timuridenzeit p. 592
    ---
  • M Räsänen (1969) Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen p. 255
    ---
  • Moldalieva (2012) Kırgız Kültüründe “Cıgaççılık (Marangozluk)” ve “Boz Üy” ile İlgili Kelimeler Üzerine p. 4-5
    kerege
    Kırgızca sözlüklerde “keçe çadırın ahşaptan yapılmış esnek kafesi (duvarı)” anlamında geçenkerege kelimesine (Yudahin 1985: I, 377; Abduldayev ed. 1969: 309) Türkçenin tarihî dönemlerinden Köktürkçede käräkü “çadır, çadır iskeleti” (Tekin 2000: 247), Uygurcada kerekü “çadır” (Caferoğlu 1968: 106), Karahanlıcadakeregü “çadır; kışlık ev” (Atalay 2006: 302), Çağataycada kerege “kiyiz üy iskeletinin duvar kısmını teşkil eder” (Barutçu Özönder 1996: 60) şekillerinde rastlanmaktadır. Çağdaş Türk Lehçelerindeki görünümü ise şu şekillerdedir: Alt.kerege “keçe çadırın duvarını oluşturan ahşap kafes” (Gürsoy-Naskali 1999: 106); Başk. kirägä “bokovıye çasti kibitka iz tonen’kih jerdey (keçe çadırın ince sırıklardan oluşan duvar kısmı)” (Ahmerov ed. 1958: 263); KKalp.kerege “derevyannaya reşyotka, obrazuyuşçaya stenı yurtu (keçe çadırın duvarını oluşturan ahşap parmaklık)” (Baskakov ed. 1958: 315); KTat.kereke “reşetçataya stena, karkasa, şarta” (Useyinov 2005: 97); Kzk. kerege “ostov (kafes); reşetçataya çast’ yurtı (çadırın duvarını oluşturan ahşap 4Bazen uukçu’yakeregeçi da denir (bk. Akmataliyev 1996: 56). kafes)” (Bektayev 2007: 234); Nog.kerege “kerege (derevyannaya reşyotka, obrazuyuçşaya derevyannıy ostov yurtı) (Keçe çadırın duvarını oluşturan ahşap parmaklık)” (Baskakov ed. 1963: 161); Özb.keraga “reşetçatıy karkas nijney (tsilindriçeskoy) çasti yurtı” (Akobirov ed. 1988: 208); Trkm.gerege “1. V’yuk, sostoyaçşiy iz razobrannoy kibitki i domaşney utvari; 2. Kovyor, palas ili odeyalo (kotorıye kladut na verblyuj’ye sedlo)” (Baskakov ed. 1968: 173). Eski Türkçeden beri kullanıldığı bilinen kerege kelimesinin kökeniyle ilgili bugüne kadar birkaç görüş ileri sürülmüştür. Bunlardan en kabul edilebilir olanı Räsänen’e aittir. Räsänen, käräkü kelimesininkökenini kär-“spannen, ausdehnen” fiiline dayandırmıştır (1969: 255).Sevortyan da bu görüşü destekleyerek söz konusu kelimenin ker-fiiline fiilden fiil yapan -a-ve fiilden isim yapan -ḳa ~ -ḳı eklerinin eklenmesiyle (gerege~kerege < ger- ~ker-+-e-+-ge~-ke ve kerek ~keregü < ker--e-+-kü > keregü) meydana geldiğini ve buradaki kere-fiilinin Türkiye Türkçesi ağızlarındaki gere-“kapamak, örtmek” fiiliyle karşılaştırılabileceğini belirtmiştir(1980: 25). Bunun dışında E. Aydın kendi makalesinde kerekü kelimesinin kökenini Moğolcada “yurt, çadır, keçe çadır; yerleşim yeri, ikametgâh, mesken; ev” anlamlarına gelen ger kelimesiyle ilişkilendirmiş ve kerekü kelimesinden türemiş olan kerekülüg kelimesini ker+AgU+lUg şeklinde morfemlere ayırmıştır. Buradaki +AgU eki Eski Türkçedeki üçägü “üçü birlikte” kelimesinde görülen topluluk ekidir (2005: 27). Ancak Aydın’ın ker+AgU şeklinde çözümlediği söz konusu kelime Eski Türkçede käräkü şeklindedir ve +AgU topluluk ekinin k’li (+AkU) varyantı mevcut değildir. Kerege boz üy’ün duvar kısmını oluşturan esnek kafes şeklindeki ana parçadır. Bu parça yontulmuş ve hafif eğik şekle getirilmiş ağaç sırıklarının birbirine çapraz şekillerde kayış düğmelerle birleştirilmesiyle oluşur. Dürülmüş haldeyken yüksekliği 2 metre, eni 30-35 cm olan, açılınca da yüksekliği alçalarak eni 2-2.5 metreye kadar ulaşan bu parçanın uukile birleşen tarafına kerege başı, yer ile temas eden tarafına da kerege ayagı denir. Kırgızlarda kerege’nin kafes gözlerinin eninin boyutuna göre üç türü mevcuttur. Bunlar tor köz (16 cm), orto köz (18 cm), cel köz(20 cm) şeklindedir. (Kapalbayev 2007: 71). Kafes gözü sık ve eni ne kadar kısa olursa kerege o kadar kısa açılır ve daha sağlam olur. Kerege kelimesi Kırgızcanın Batken ağzında “Halı, kilim gibi eşyalara işlenen çapraz kafes şeklindeki motif” (Mukambayev 2009: 499) anlamında da kullanılmaktadır.
  • Wilkens (n.d.) Handwörterbuch des Altuigurischen: Altuigurisch – Deutsch – Türkisch | Eski Uygurcanın El Sözlüğü: Eski Uygurca – Almanca – Türkçe p. 357
    1käräkü ~ k(ä)räkü Zelt || çadır; Scherengitter|| akordiyon şeklinde çit; Wasserblase || su kabarcığı
    k(ä)räkü baščı Aufseher des (kaiserlichen) Kanzleizeltes || (imparator) ofis çadırının gözcüsü
    käräkü tiktür- ein Zelt errichten lassen || bir çadır kurdurmak
  • Clauson (1972) An etimological dictionary of pre-thirteenth-century Turkish p. 744
    kere:kü: ‘the lattice-work wooden frame’, which supports the felt covering of a yurt. Survives as kerege in NE Alt., Tel. R II 1290: NC Kir., Kzx.: NW Kk. See Doerfer III 1629. Türkü vm ff. kere:kü: içi: ne:teg ‘how is the inside of the tent framework?’ IrkB 18: Uyğ. vm ff. Man. (a man who sweeps out, cleans, arranges, and puts in order) evig barkığ kereküg ‘a dwelling, the furniture, and the tent framework’ Wind. 34: Xak. xi kere:kü: ‘a tent’ (xiba) among the Türkmen; it is the winter residence of the town dwellers (ahlu’l-madar) Kaş. I 447 (prov., see kük); similar prov. I 404 (keten).