Moldalieva (2012)
Kırgız Kültüründe “Cıgaççılık (Marangozluk)” ve “Boz Üy” ile İlgili Kelimeler Üzerine
p. 4-5
kerege
Kırgızca sözlüklerde “keçe çadırın ahşaptan yapılmış esnek kafesi (duvarı)” anlamında
geçenkerege kelimesine (Yudahin 1985: I, 377; Abduldayev ed. 1969: 309) Türkçenin tarihî
dönemlerinden Köktürkçede käräkü “çadır, çadır iskeleti” (Tekin 2000: 247), Uygurcada
kerekü “çadır” (Caferoğlu 1968: 106), Karahanlıcadakeregü “çadır; kışlık ev” (Atalay 2006:
302), Çağataycada kerege “kiyiz üy iskeletinin duvar kısmını teşkil eder” (Barutçu Özönder
1996: 60) şekillerinde rastlanmaktadır. Çağdaş Türk Lehçelerindeki görünümü ise şu
şekillerdedir: Alt.kerege “keçe çadırın duvarını oluşturan ahşap kafes” (Gürsoy-Naskali
1999: 106); Başk. kirägä “bokovıye çasti kibitka iz tonen’kih jerdey (keçe çadırın ince
sırıklardan oluşan duvar kısmı)” (Ahmerov ed. 1958: 263); KKalp.kerege “derevyannaya
reşyotka, obrazuyuşçaya stenı yurtu (keçe çadırın duvarını oluşturan ahşap parmaklık)”
(Baskakov ed. 1958: 315); KTat.kereke “reşetçataya stena, karkasa, şarta” (Useyinov 2005:
97); Kzk. kerege “ostov (kafes); reşetçataya çast’ yurtı (çadırın duvarını oluşturan ahşap
4Bazen uukçu’yakeregeçi da denir (bk. Akmataliyev 1996: 56).
kafes)” (Bektayev 2007: 234); Nog.kerege “kerege (derevyannaya reşyotka, obrazuyuçşaya
derevyannıy ostov yurtı) (Keçe çadırın duvarını oluşturan ahşap parmaklık)” (Baskakov ed.
1963: 161); Özb.keraga “reşetçatıy karkas nijney (tsilindriçeskoy) çasti yurtı” (Akobirov ed.
1988: 208); Trkm.gerege “1. V’yuk, sostoyaçşiy iz razobrannoy kibitki i domaşney utvari;
2. Kovyor, palas ili odeyalo (kotorıye kladut na verblyuj’ye sedlo)” (Baskakov ed. 1968: 173).
Eski Türkçeden beri kullanıldığı bilinen kerege kelimesinin kökeniyle ilgili bugüne
kadar birkaç görüş ileri sürülmüştür. Bunlardan en kabul edilebilir olanı Räsänen’e aittir.
Räsänen, käräkü kelimesininkökenini kär-“spannen, ausdehnen” fiiline dayandırmıştır
(1969: 255).Sevortyan da bu görüşü destekleyerek söz konusu kelimenin ker-fiiline fiilden
fiil yapan -a-ve fiilden isim yapan -ḳa ~ -ḳı eklerinin eklenmesiyle (gerege~kerege < ger-
~ker-+-e-+-ge~-ke ve kerek ~keregü < ker--e-+-kü > keregü) meydana geldiğini ve buradaki
kere-fiilinin Türkiye Türkçesi ağızlarındaki gere-“kapamak, örtmek” fiiliyle
karşılaştırılabileceğini belirtmiştir(1980: 25). Bunun dışında E. Aydın kendi makalesinde
kerekü kelimesinin kökenini Moğolcada “yurt, çadır, keçe çadır; yerleşim yeri, ikametgâh,
mesken; ev” anlamlarına gelen ger kelimesiyle ilişkilendirmiş ve kerekü kelimesinden türemiş
olan kerekülüg kelimesini ker+AgU+lUg şeklinde morfemlere ayırmıştır. Buradaki +AgU eki
Eski Türkçedeki üçägü “üçü birlikte” kelimesinde görülen topluluk ekidir (2005: 27). Ancak
Aydın’ın ker+AgU şeklinde çözümlediği söz konusu kelime Eski Türkçede käräkü
şeklindedir ve +AgU topluluk ekinin k’li (+AkU) varyantı mevcut değildir.
Kerege boz üy’ün duvar kısmını oluşturan esnek kafes şeklindeki ana parçadır. Bu
parça yontulmuş ve hafif eğik şekle getirilmiş ağaç sırıklarının birbirine çapraz şekillerde
kayış düğmelerle birleştirilmesiyle oluşur. Dürülmüş haldeyken yüksekliği 2 metre, eni 30-35
cm olan, açılınca da yüksekliği alçalarak eni 2-2.5 metreye kadar ulaşan bu parçanın uukile
birleşen tarafına kerege başı, yer ile temas eden tarafına da kerege ayagı denir. Kırgızlarda
kerege’nin kafes gözlerinin eninin boyutuna göre üç türü mevcuttur. Bunlar tor köz (16 cm),
orto köz (18 cm), cel köz(20 cm) şeklindedir. (Kapalbayev 2007: 71). Kafes gözü sık ve eni
ne kadar kısa olursa kerege o kadar kısa açılır ve daha sağlam olur.
Kerege kelimesi Kırgızcanın Batken ağzında “Halı, kilim gibi eşyalara işlenen çapraz
kafes şeklindeki motif” (Mukambayev 2009: 499) anlamında da kullanılmaktadır.